Tayyip Erdoğan’a Bilderberg Mektubu!

Tayyip Erdoğan’a Bilderberg Mektubu! | AKP GerçeğiTimuçin Leflef – GlobalResearch

Sayın Başbakan;

Ben İrlanda’da yaşayan bir Türk film yapımcısıyım. Bilderberg Grubunun; bu yılki toplantılarını, 31 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da yapacaklarını öğrendim.

Bu gruptan 1993yılından beri haberdarım ve son 14 senedir faaliyetlerini takip ediyorum. Bir çok kaynağa göre; 1954 yılında eski bir Nazi S.S. subayı olan Hollanda Prensi Bernhard tarafından kurulduğu günden bu yana; Bilderberg Grubu gizli bir Nazi politikası olan Yeni Dünya Düzeni’ni yaratmaya çalışıyorlar.

Bu seneki toplantıya katılması muhtemel isimler Paul Wolfowitz; Dr. Henry Kissinger ve

Donald Rumsfeld :

* Paul Wolfowitz; Savunma Bakan Yardımcısı olarak Irak savaşının mimarlarındandı ve hala PNAC üyesi (Project for New American Century – Yeni Bir Amerikan Yüzyılı Projesi). PNAC; 9/11 olayından bir sene önce, politikalarını gerçekleştirmek için, Pearl Harbour benzeri bir katalizör vaka gereğini dileğinde bulunan bir yeni-muhafazakar(neo-con) düşünce kuruluşu. Mr. Wolfowizt şu anda yolsuzluk suçlamaları yüzünden sorgulanıyor ve Dünya Bankası Başkanlığı’ndan istifa etmesi isteniyor.

* Bilderberg Grubu’nun yönlendirici komitesinin üyesi olarak muhtemelen Dr. Henry Kissinger da bu toplantıya katılacak. Dr. Kissinger; 1969-1973 yılları arasında 500.000 Kamboçyalının ölümüne sebep olan (Menü Operasyonu) 600 yasadışı bombalama görevini uygulayan ve bu uygulamayı savunan bir kitle katilidir. ABD Anayasası’na göre bu ABD Kongresi tarafından onaylanmayan yasadışı bir bombalama kampanyasıydı.

1972 Ekiminde Kuzey Vietnam ile bir barış anlaşması sağlanmasından iki ay sonra; Güney Vietnamlıları memnun edecek bir halkla ilişkiler egzersizi olarak 11 gün boyunca bir gösteri bombalaması gerçekleştirmek için 129 B-52 bombardıman uçağını görevlendirdi.

Hem ABD’nin eski Endonezya büyükelçisi David Newsom, hem de üst düzey bir CIA yetkilisi

1975 5 Aralıkta Dr. Kissinger’ın, Başkan Ford ile birlikte Endonezya Başkanı Suharto ile bir toplantı yaptığını teyit ediyorlar. Bu toplantıda konuşulanların metinleri; Endonezya’nın daha sonra Doğu Timur’u istilasına yeşil ışık yaktığını gösteriyor. Bu 100.000 Timurlunun katline neden oldu ve ABD’nin silah ticareti ile ilgili yasalarına aykırıydı.

Yakınlarda; bir Fransız savcısı Dr. Kissinger hakkında Şili’deki kitle katliamları;

Akbaba Operasyonu ve General Augusto Pinoşe olaylarındaki ABD’nin dahli ile bağlantılı olarak tevkifname çıkardı. Kendisi hala bu bu çağrıya uymadı ve tevkifnameden kaçıyor.

* Bilderberg üyelerinden Donald Rumsfeld bir diğer PNAC üyesi ve Irak savaşının ana mimarlarındandı.Bilderberg toplantılarının müdavimlerinden biri olarak; İstanbul’daki toplantıya katılması olası.

Başlıca kaygılarım ve dolayısı ile size sorularım şunlar :

a) Neden; Paul Wolfowitz, Henry Kissinger ve Donald Rumsfeld gibi savaş tüccarlarının;

Türklerin bilgisi ve onayı dışında İstanbul’da gizli bir toplantı yapmasına izin veriliyor?

b) Türk gazeteleri neden İstanbul’da gerçekleşecek bu olayı tartışmıyorlar?

c) Bu tarz elit beyinler ve savaş tüccarlarının gizli bir toplantısı olası bir yeni

savaş rantı yaratmak ile sonuçlanacaktır. Bu yüzden; İran’la yaklaşan savaşı

planlamak için toplanıp toplanmayacaklarını bilmek isterim? Türkiye’yi bir sonraki

savaşta bir satranç taşı olarak mı kullanacaklar?

Ayrıca; “Nükleer Silahlar ve Dış Politika” kitabında yazdığı üzere Dr. Kissinger bir savaş durumunda nükleer silah kullanımına karşı olmadığını belirttiğine göre, bizi bir nükleer savaşa dahil edecekler mi?

d) Bu toplantıya davet edilen gazetecilerden biri Cengiz Çandar. Fakat benim kanaatim

kendisinin bu toplantıyı tamamen aklayacağı yönündedir. 2003 Irak Savaşı sırasında Paul Wolfowitz’in yakın arkadaşı ve İstanbul Bilgi Üniversitesi konuşmacılarından biri olarak ; Çandar’ın Bilderberg’e olan sadakati dolayısı ile bu konferanslara davet edildiği ve Bilderberg taraftarı yazılar yazacağı ortada.

Bu nedenle; kendisinin bu seneki toplantılar hakkında yapacağı değerlendirmelere inanılmaması gerektiğini düşünüyorum ve Türklerin kendi ülkelerinde neler olduğunu öğrenmesi için bağımsız Türk gazetecilerin toplantıya katılmasını istiyorum.

Yaklaşmakta olan Bilderberg toplantıları hakkında Türk gazetelerindeki tartışma eksikliğinden, bu toplantıları çevreleyen yüksek gizlilik ve inkardan, bu toplantıların şeffaflık eksikliğinden ve Bilderberg Grubu’na karşı Türk insanlarının gösterdiği duyarsızlıktan dolayı tamamen irkilmiş durumdayım. Dünyanın en güçlü savaş tüccarları tarafından burnumuzun dibinde gizli bir toplantı gerçekleştiriliyor. Bu bir çılgınlıktır.

Bir Türk vatandaşı olarak; benim hükümetimin benim bilgim ve onayım olmadan bu gizli toplantının Türk topraklarında gerçekleşmesine izin vermesinden rencide olmuş durumdayım. Bu nedenle sizden bu sene İstanbul’da gerçekleşecek Bilderberg toplantısında gazetecilik adına tam şeffaflık talep ediyorum.

Eğer Bilderberg Grubu’nun saklayacak bir şeyi yoksa; o zaman toplantının tam metnine ulaşmamız gerekiyor. Bu yüzden bağımsız Türk basını bu toplantıya katılmalı.

Bu mümkün değilse; Türk milletinin bir hizmetkarı olarak size, Bilderberg toplantısına izin vermemenizi istiyorum.

Bir kamu hizmetkarı olan sizden; bu açık mektupa olan cevabınızı 10 gün içinde bekliyorum.

Saygılarımla

Timuçin Leflef

Kaynak: Timuçin Leflef – GlobalResearch – www.acikistihbarat.com
Orijinal Metin: http://www.globalresearch.ca/index.php?context=viewArticle&code=LEF20070511&articleId=5618


Kısaca Bilderberg Nedir?
Vikipedi’de Bilderberg Toplantıları:

Bilderberg toplantıları, ilk olarak 1954 yılında Hollanda’da başlamıştır. İsmini ilk toplantının yapıldığı Bilderberg otelinden alır.Bilderberg, CFR ve öteki örgütlerin Avrupa ayağını ve etkinliğini teşkil etmek için Hollanda’da Oosterbeek şehrinde Bilderberg Oteli’nde 1954′te kurulmuştur. Dünyanın yönetimi ve küreselleşme konusunda her yıl farklı ülkelerde toplantılar yapar (Ross 2000, Marrs 2000). Toplantılar son derece gizli koşullarda ve özel ortamlarda yapılır. Katılanlar bu konuda hiçbir bilgi vermezler. “Spotlight” isimli bir dergileri de vardır.Bilderberg’in kurucuları arasında Hollanda prensi Bernhard ve Polonyalı sosyolog Dr. Joseph Hieronim Retinger de vardır. Retinger, Bilderberg’in babası olarak bilinir. Bilderberg’in kuruluşunda, ABD istihbarat örgütlerinin, özellikle CIA’nın rolü olduğu çok iyi bilinmektedir. Prens Bernhard ise eski bir NAZİ SS üyesidir, 1937′de Hollanda prensesi ile evlenmiştir, ama Nazilerle olan yakın bağları çok iyi bilinmektedir (Marrs 2000). ABD’li gizli örgüt ve CFR üyelerinin bazıları da Bilderberg üyesidir.Aslında Bilderberg, CFR’nin çok daha gizli bir biçimde uluslararası boyuta yayılmış halidir. Hedefi; Yeni Dünya Düzeni’ni ve ABD-İngiltere hâkimiyetini ve emperyalizmini tüm dünyaya yaymaktır. Her yıl yapılan çok gizli ortamdaki toplantıları; hem CIA, hem de o ülkenin istihbarat örgütü kontrol eder. Türkiye’de son 50 yıldır başa geçen ünlü politikacıların çoğunluğu Bilderberg üyesidir, halen bu gizli Bilderberg üyeleri Türkiye’nin etkin yönetiminde rol almaktadırlar. Türkiyedeki toplantılar şu ana dek 18-20 Eylül 1959′da Yeşilköy-İstanbul’da, 25-27 Nisan 1975′te (Çeşme’de Hotel Altın Yunus’ta) yapılmıştır.Her yıl değişik bir ülkede yapılan toplantıya Batı dünyasının siyasi ve ekonomik elitleri katılır. Türkiye’den de katılanlar olmuştur. Selahattin Beyazıt, Suna Kıraç, Ali Hikmet Alp, Uğur Bayar, Dinç Bilgin bunlardan bazılarıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından CFR (DIŞ İLİŞKİLER KOMİSYONU)ve Amerika-Japonya- Avrupa ortak düşünce kuruluşu TRİLATERAL’le ortak çalışmalar yapar.2007 toplantısı G-8 zirvesine paralel olarak mayıs-2007′de İstanbul’da yapılacaktır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilderberg_Toplant%C4%B1lar%C4%B1


Kısaca “Council of Foreign Relations” (CFR) Nedir?
Vikipedi’de CFR:

Bilderberg’den sonra geçtiğimiz günlerde de CFR gündeme geldi. CFR’nin ne olduğu hakkında bilgi vermeden önce iki konuya temas etmek istiyorum:Birinci olarak: Rotary, Bilderberg, CFR gibi Derin Dünya Devleti’nin temel organlarıyla sıkı münasebet içine girilmesini, mevcut şartların zorlamasına bağlayarak birilerini mazur gösterme gayretkeşliği gösterilmesini haklı ve isabetli bulmuyorum. Bunu, onların dünya siyasetlerini kuşatmış olmaları sebebiyle ne düşündükleri hakkında bilgi sahibi olma çabası şeklinde izah etmek de yerinde değildir. Bu şekilde mazur gösterme veya gerekçelendirme çabası içine girenlerin kendilerine: “Acaba filanca politikacılar benzer şeyleri yapmış olsalardı bu şekilde mazur gösterme veya gerekçelendirme gayretkeşliği içine girecek miydik?” sorusunu sormaları gerekir. Adalet faile göre değil fiile göre işler. Fiil hataysa failin, yakınlık vs. gibi birtakım sıfatları haiz olması onu doğru hale getirmez. Mevcut şartların zorlayıcılığı ise, hataya götüren politik tercihleri değil zaruretleri mazur kılabilir. Birilerine yaranabilmek için onların hakimiyetlerinin güçlendirilmesine ya da yaptıklarının meşrulaştırılmasına yarayacak türden ataklar yapılması ise şartların zorlamasından değil birtakım politik tercihlerden ileri gelmektedir.İkinci olarak: Derin dünya devletinin organları olarak bilinen Bilderberg, CFR vs. gibi organların çok büyük nüfuz sahibi olduğu sık sık vurgulanıyor. Aslında bunların nüfuzlarının yarıdan fazlası böyle büyük nüfuz sahibi olarak gösterilmelerinden kaynaklanmaktadır. Onlar sürekli kendilerini çok büyük nüfuz sahibi göstererek adam kazanıyor ve yaptırım güçlerini artırmaya çalışıyorlar. Bu konuda Dr. Rıza Nur’un, Lozan görüşmeleri esnasında İstanbul hahambaşı Haim Naum’un yürüttüğü lobi faaliyetleri hakkında anlattıkları oldukça ibret vericidir. Ben uzun olacağı için onun anlattıklarını aynen buraya almıyorum. Ancak özetle ifade etmek gerekirse, Naum o zaman Türk tarafını: “Benim Avrupalılarla ilişkilerim iyidir, onlar üzerinde nüfuzum büyüktür. İstediğimi yaptırırım” diyerek; Avrupalıları da: “İsmet (yani İnönü) benim samimi arkadaşımdır. Bir dediğimi iki etmez” diyerek etkilemeye çalışıyor. Bu politika siyonist örgütlerin sürekli izledikleri politikadır ve mevcut nüfuzlarını da bu yolla elde etmişlerdir.Bu iki hususa dikkat çektikten sonra geçtiğimiz günlerde Türkiye’de toplantı gerçekleştiren ve önemli devlet yetkilileriyle görüşmeler yapan CFR’nin ne olduğu hakkında özet bilgiler verelim:CFR’nin açık okunuşu “Council of Foreign Relations” yani “Dış İlişkiler Komitesi”dir. Gizli Dünya Devleti’nin en önemli organlarından biridir ve Yuvarlak Masa teorisine göre şekillendirilmiş organizasyonların eskilerindendir. Yuvarlak Masa teorisi ise Illuminati şebekesinin dünyayı tek merkezden yönetmek amacıyla geliştirdiği bir teoridir. Illuminati şebekesi ise Tapınak Şövalyeleri’nin Ortaçağda ortaya çıkardıkları bir tür siyonizm hareketidir.CFR, 21 Temmuz 1921′de New York’ta kuruldu. Kuruluşunda yahudi kökenli Walter Lippmann’ın önemli rolü oldu. 2. Dünya Savaşı’nda çok önemli bir rol oynadı. Foreign Affairs adlı ünlü dergi bu örgütün yayın organıdır. Bu dergi vasıtasıyla dünya kamuoyu üzerinde bir politik yönlendirme yapmaya çalışmaktadır. Görünüşte CFR’nin çalışmalarının pek gizli olmadığı ileri sürülür. Gerçekte ise diğer Gizli Dünya Devleti organları gibi son derece gizli çalışmaktadır. Ancak yönlendirme amaçlı faaliyetlerini dışa yansıtmakta ve bu yansıtma ile açıktan çalıştığı intibaı vermeye gayret etmektedir.

CFR’nin bugün finans, iletişim, akademi, istihbarat, teknoloji alanlarında en etkin konumlarda bulunan 3500 civarında üyesinin olduğu sanılmaktadır. Özellikle Amerika’daki istihbarat örgütleri üzerinde etkilidir.

Gizli Dünya Devleti’nde önemli etkinliği olan yahudi kökenli Rockefeller ailesinin bir ferdi olan David Rockefeller, CFR’nin onursal başkanı olarak kabul edilmektedir.

Soros Vakfı vasıtasıyla dünya ülkelerinin geleceği için Gizli Dünya Devleti’ne hizmet edecek yöneticiler yetiştirmeye çalışan yahudi kökenli George Soros ABD’nin CFR üyesi ünlülerinin başında gelir. CFR üyelerinin birçokları aynı zamanda Bilderberg ve/veya SBS üyesidirler. CFR’nin Türkiye’den de üyeleri mevcuttur.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/CFR

Haberi Paylaşın:


Etiketler:

RSS